Sezen Aksu

Gayr-ı Resmi Sezen Aksu Günlüğü

Laklak - 24

Sevgili lak lak’çılar, geçenlerde Osmanbey’e gitmek üzere evden çıktım. Bindim bir taksiye, gidiyorum. Baktım Beşiktaş’ta okuldan çıkmış ilkokul öğrencilerinden bir kısmı oto-stop yapıyorlar. Aynı yöne gitmek isteyen iki tanesini aldım arabaya. Biri arkaya bizim Bircan’ın (Arkadaşım) yanına geçti, diğeri de benim yanıma yerleşti. Benim yanımdaki kapıya yapışıp başladı dışarıyı seyretmeye. "Beni tanıdı zaar utandığından dışarı bakıyor" diye düşündüm. Sohbet olsun diye başladım dereden tepeden konuşmaya. "Nerede okuyorsun, adın ne, kaç yaşındasın?" filan cinsinden. Yanımdakinde hiç de konuşmaya hevesli gibi bir hal yok. Herhalde Sezen Aksu’yla karşılaştım diye çok heyecanlandı, dedim kendi kendime. Çaresiz döndüm arkama ötekiyle sohbet edeyim diye. Aynı soruları ona yönelttim acele. Haydaaa. Onda da ses seda yok. Arada bir evet, hayır anlamında kafasını sallıyor, hepsi o kadar. "Bunların ağzını açmaya hiç niyetleri yok sen de kapa çeneni de otur" dedim kendi kendime.

Bir süre böyle sessiz sedasız yol aldık. Sonunda gene şeytan dürttü. Dayanamayıp sordum."Sen beni tanıdın mı bakiim". O ana kadar dışarı bakan oğlan şöyle bir ağırdan dönüp, uzun uzun suratıma baktı. Allah Allah oğlanın yüzü pek bir ifadesiz. Bekliyorum ki, "Tabii tanıdım siz  Sezen Aksu’sunuz" diyecek. Öyle demedi. "Yoooo" dedi. Bircan kıkır kıkır gülmeye başlayınca, fena halde bozuldum. "Nasıl olur? dedim. "Dikkatli bak bakalım." Oğlan kafasını tekrar bana çevirip, yeniden uzun uzun baktıktan sonra ağzını iyice
doldurup bir "Yoooooo" daha çekti, dışarı bakmak üzere kafasını çevirdi ardından. Bozulup sustum zorunlu olarak.

Bir süre daha yol aldık almasına ancak içim içimi yiyor Bircan kıkırdadıkça. Yanımdakini şöyle bir dürttüm çaktırmadan. Kesinlikle takmıyor beni. Bir daha dürttüm, yine umurunda değil. Dayanamayıp hafif bir çimdikledim, homurdanarak elimi ittiriverdi. Çatladım, çatlayacağım. Çaresizlikle arkamdakine dönerek, "Sen tanımışsındır ama herhalde" dedim. Aklım sıra ondan medet umuyorum. "Ne diye tanıyacak mışım ki" lafını Allah var demeyip, yapıştırdı. Nasıl yapıştırdıysa Bircan bile isyan etti. "Çocuklar haklı seni hep süslü püslü görüyorlar resimlerde, televizyonda ondan tanıyamadılar herhalde" deyip, elini çantasına attığı gibi bir resmimi çıkarıverdi acele. "Bakın" dedi, "Artık tanıdınız herhalde di mi?" Oğlanlar resmi mi sağdan soldan adamakıllı inceledikten sonra kafalarını hayır anlamında sallayıverdiler. Artık söyleyecek hiç bir laf kalmadığından suratımı sarkıtıp, döndüm önüme oturdum. O arada çocuklar, "Tamam biz burada inelim" deyip, attılar kendilerini arabadan. Sinirimden "Güle güle" bile demedim tabii ki.

Çocukları bıraktıktan sonra tam hareket ederken, gazeteci bir arkadaşımı gördüm. Hemen elkol edip, arabaya buyur ettim. Baya da samimi bir arkadaşım, "Eeeeee naber Gülden’cim" diye açtım sözü. "Teşekkür ederim siz nasılsınız?" diye cevap verdi hatun. Al bakalım durduk, oturduk yerde siz diyor bana. Tam şimdi "sizli bizli mi olduk" diye hırlayacakken, vazgeçip sustum. Bir süre sonra, "Okulunuz nasıl gidiyor" diye kel alaka bir soru sordu Gülden hanım. "Ya sabır" çektim içimden. "Biliyorsun benim kaç yıldır okula filan uğradığım yok Gülden’cim’ dedim sakin olmaya çalışarak. Sanki espri yapıyormuşum gibi "Kih kih kih" diye güldü hatun. Dayanamayıp, "Yahu Gülden neyin var senin?’ diye sordum. "Vallahi hiç bir şeyim yok Parla hanım" diye döndü bana. Ses tonumu zorlukla kontrol ederek, "Biz gideceğimiz yere geldik, seni de istediğin uygun bir yerde bırakalım" dedikten sonra o daracık ön koltukta arkamı dönüp oturdum. Neyse kız teşekkürler ederek indi arabadan. Bende ne ses, ne nefes. Şöyle usulen bir el ettim o kadar.

Gece, gazinoda Müjde’ye anlattım başıma gelenleri. Başladı gülmeye, "O da bir şey mi?" dedi "Ben gecenlerde lastiğini şişirtmek için arabamıbenzin istasyonuna götürdüm, bak neler oldu".

Efenim bundan sonrasını ben aktarayım izninizle. Bizimki benzin istasyonuna girdiğinde bakmış ki duvar silme resimleriyle dolu, alçak gönüllü sanatçı edalarıyla tanındığından gayette emin kalem istemiş. "Aklım sıra resimlerden birini imzalayıp jest yapacağım" diyor. Lastik tamircisi "N’apıcan kalemi" diye aksi aksi sormuş. "Resmimi imzalayacağım" demiş bizimki. Tamirci işinin arasın da aynı aksilikle, "Ne resmi" diye homurdanmış. "Ne resmi olacak" demiş Müjde, "Kendi resmimi tabii." Tamirci şöyle bir süzmüş Müjde’yi.

-Sen kimsin?
-O duvardaki…
-Müjde Ar?
-Evet.
-Yani sen o musun?
-Evet, ben Müjde Ar’ım.

Tamirci, hemen elini uzatmış.
-Müjde hanım, çok sevindim tanıştığımıza, ben de CEYAR anam.

2 Responses to Laklak - 24 »»


Comments

  1. Comment by renan | 2008/05/21 at 08:15:04

    sezen aksu kendine bölye yapma ne olur sen beni çok üzüyorsun senn beni çok ben sna hiç biraz yapdım sana sen bence diisyorsun iyi olacak ben sendce sana bak sezen aksu ben seni görkmek isityorum bunda izin var ne olur benim için sezen aksu bir tek ben ana gorkbilim ben sezen aksu oldsun mu sezen aksu

  2. Comment by renan | 2009/01/14 at 11:22:57

    SEZEN AKSU KENDİNİ İYİ BAK KÜT ŞEY LAR KLANA GARITME SENİN YAYINDA BEN VARIM HEP OLCEM SENİN YAYINDA ÜZLÜME SAKİN RENAN SENİN HEP SEVEÇEK Kİ SANA BİRAZ OLSA BEN HİÇ YAŞAAM BEN ANIORMUSUN BENİ SEZEN AKSU SENSİZ OLMYOR SENSİZ SEZEN AKSU BU HAYAT DA İYİ Kİ SEN VARSİN DİYE ÇOK MUTULM Kİ HANTAM Kİ SANA SEZEN AKSU YAYINMDA SEN VARSİN DİYE KENDİMİ SANA YEREN GÖRKYORUM BEN SEZEN AKSU ANI BENİM ANNEM GİBİSİN SEN OUN YERNE GÖRKSİN SEN BİLİYORUM AMA SEVGİM SANA HER ZAMAN SENİN KALBİN YERNE BENİ GÖRK BİLİR MİSİN SEZEN AKSU RENAN NİN


Leave a Reply »»