Laklak - 19
Sevgili lak lak’çılar bu hafta sizlere yine çok sevgili bir sanatçı arkadaşımdan söz etmek istiyorum, bilmediğiniz yanlarıyla.
Sizler onu sinemadan, sahneden ve de bir kolonya reklamından tanıyorsunuz, alımlı, çalımlı giysileri, güzel vücudu, zengin ifadeli çarpıcı yüzü ve de etkili bakışlarıyla. Hatta ben onun yüzünden kocasıyla hafif dozda hırlaşma vaziyetleri geçiren birkaç hatun da tanıdım.
Efenim, Müjde Ar’dan söz ediyorum, anladığınız gibi. Kendisini bendeniz gibi yakından tanımak şerefine nail olsaydınız, değil bir daha kocanızdan kıskanmak, bir de üstelik elinizle emanet ederdiniz.
Nedenine gelince, anlatıyorum efenim. Bir kere o şuhlar şuhu hatunun boyalarını silip attığınızda karşılaşacağınız manzara eğer onbeş yaşından yukarı gösteriyorsa kulaklarımı bir daha keserim, ikincisi aşna fişna vaziyetlerine görüntüsünün aksine aklı pek az erer. o kadar ki en kısa süren atitipatiti vaziyetinde bile beş yıl garantilidir. Üçüncüsü sıfır numara üşütük bir temizlik hastasıdır ki, ya bir gün gırtlağını sıkıp ben ondan olacağım, ya da evine oturmaya gittiğim
bir gün kapıda dezenfekte edilirken potasyum permanganattan zehirleneceğimden o benden olacak.
Örn. sizi kazara evi ne davet etti. Sizde kalkıp gittiniz, Efenim, kapı açılır karşınıza bir elinde kova bir elinde tahta beziyle genç bir kız çıkar. Saçı gözüne kaçmış, ağzı burnunda bu genç kıza "Hanımın evde mi canım?" diye sorarsınız, size "Evet evde cevabını verip sinir sinir sırıtıp durur karşınızda. Siz "Ne diye haber vermiyor da karşımda dikiliyor bu kazık gibi" diye içinizden sinirlenirken, Müjde hanım nedense bu en sevdiği numarasını sona erdirip "Şekerim, aşkolsun tanı
yamadın mı evin hanımını" diyerek elinizi ayağınızı öyle bir karıştırır ki. "Aman Allah ne biçim pot kırdım?" diye kahrolursunuz.
Neyse efenim, DU ilk merhaleyi atlatıp da içeri girme şansını elde ettiniz diyelim, sevinmeyin. Sevinmeyin çünkü çileniz daha dolmadı. Sıra ayakkabılarınızın altının silinme faslına geldi. Bu fasılda eğer yüksek topuklu pabuç giydiyseniz hafif bir işkence geçireceğinizden haberiniz olması gerekir. Önce sağ ayağınızdaki pabucu çıkarıp vereceksiniz. Müjde hanım elindeki bezi kovaya daldıra daldıra beş dakika kadar pabucunuzu ovalayıp verecek. Bu arada iki pabuç arasında renk farkı oldu, birinin rengi hafif soldu, diye sakın üzülmeyin, çünkü biraz sonra öbür pabucunuz da ovalanmaktan nasibini alacak. Bu arada siz on dakikalık minik bir süreyi, tek ayak üstünde başarıyla geçirmiş olacaksınız.
Müjde hanımın en sinir olduğu şeylerden biri halıların püsküllerinin bozulması. Yani demek istiyorum ki efenim, antreden salona doğru şöööle bir hız alıp da püsküllerin üstünden atlamayı başardınız mı konukluğunuzun en zor kısımlarından birini halletmiş olacağınızdan derin bir nefes almak isteyeceksiniz, almayın Almayın, çünkü çileniz hala dolmadı. Çünkü Müjde hanım karşınıza geçip elinde bir toz beziyle oturacağından ve de değdiğiniz değmediğiniz her yeri gözünüzün içine baka baka ovalamaya devam edeceğinden bir süre sonra elinizi, ayağınızı nereye koyacağınızı şaşırmış olacaksınız. Bu arada kazara çişiniz geldi, tuvalete gideceksiniz, ardınızdan koltuk minderlerinin pat patpat pat patpat silkelendiğini duyunca gözlerinizin dolma olasılığı var. Siz tuvaletten çıktıktan sonra Müjde hanım elinde bir kezzap şişesiyle tuvalete girerken "Ben şimdi geliyorum şekerim, kendi evinmiş gibi rahat et Allahaşkma" dedikten bir saat sonra yanınıza dönerek, sinirlerinizi iyice bozmuş olacak.
Eveeeet, şimdi de karnınızın acıkmamasının olanaksız olduğunu ısrarla iddia edecek olan Müjde hanım, yemek hazırlamak üzere mutfağa gireçek, ancak yemek yerine beş çeşit kekle çıkacak. Herkesin kendisi gibi kek meraklısı olduğunu zanneden star hanım, bir saat süren bir kek tarifi faslıyla adam delirtmekteki ustalığını kanıtlayacak.
Eğer sağ salim yemeğe kadar gelebilmeyi başardıysanız pek bir şey kalmadı sayılır. Bu noktada karşılaşacağınız en büyük tehlike Müjde hanımın hastalık fobileridir. Örn. o hafta Müjde hanımın kolera fobisi tutmuş olabilir. O halde bu demektir ki önceden hazır edilmiş bir permanganat kabına ellerinizi daldırıp çıkarmadan, sofraya oturabilmek hayaldir. Yemekten sonra onu elinizi, ağzınızı adamakıllı yıkadığınıza ne kadar ikna etmeye çalışırsanız çalışın, yararı yoktur. Canınızı sokağa alıncaya değin dakika başlarında üstünüze başınıza değişik kokular sıkmasına engel olamazsınız.
Diyelim ki benim gibi yakın arkadaşı olmak şansını elde ettiniz ve de geceyi orada geçirmek teklifini reddedemediniz. Bu durumda size en mantıklı gelen çözüm bir sakinleştirici isteyip uyumak diy mi? Sakın böyle bir şey yapmayın, çünkü mutlaka başınıza dikilecek ve de size ilaçla uyumanın zararlarıyla ilgili uzun bir nutuk çekecektir. Böylece uyuma şansınızı da yitirmiş olacaksınız. Kabuslar içinde zıplaya zıplaya geçirdiğiniz bir geceden sonra çareyi sabah sessizce kaçmakta bulacaksınız.
Müjde hanımın sizi ziyarete geleceği günlerde ise hafif bir sakinleştirici alarak beklemenizde yarar var. Çünkü kapıdan içeri adımını attığı anda
ilk işi sehpalarınızı parmaklayıp tozlarını kontrol etmek ve de snıf snıf snıf diye koku almaya çalışarak evi dolaşmaktır.
Muar geliyor, muar geliyor, Muar geliyor diyorlar ya, efenim. Evet efenim geldiği doğrudur. Bana da geldiler, iyi saatte olsunlar.