Sezen Aksu

Gayr-ı Resmi Sezen Aksu Günlüğü

İnternette kaynağını bilmediğim bir Sezen Aksu şarkısı dolaşıyor : Kurşuni renkler. Sezen nerede söylemiş, kim bunu kaydetmiş bilinmez ama ses kalitesi bozuk bir halde idi. Ben de teknolojinin imkanları ile sesi temizledim ve mp3 haline getirdim.

Aşağıdaki linkten sesdeki hışırtıları temizlediğim bu güzel eseri indirebilirsiniz. Sezen’in bir albümünde yer almadığı için sanırım paylaşılmasında bir sakınca yoktur.

Sezen Aksu - Kurşuni Renkler

 

Mersin’den mektup yazan sevgili ibrahim Buran, beni kendine acını paylaşacak kadar yakın hissettiğin için sevindim gerçekten. Her ne kadar acını senin kadar taşımam mümkün değilse de içimin sızladığını tahmin etmen güç değil sanıyorum.

İnsanın sevdiği birini üstelik trafik kazasında kaybetmesi kolay taşınır cinsten bir şey değil. Ancak sevgili ibrahim, kaybedilenin yerini yalnızca biçimsel benzerliğinden dolayı bir başkasıyla doldurmaya çalışmak, ilerde başka çelişkiler, başka acılar yüklenmeye hazırlıklı olmayı gerektirir, ilişkinizin sende bıraktığı izden daha doğrusu yazdıklarından benim anladığım, bu ilişkinin sana iyi doğru ve güzel bir dolu şey kattığı. Sende varlığını sürdüreceğine inandığım bütün bu güzellikleri bütün ilişkilerine geçirebilirsin, ilişkilerine, yaşamına ürettiklerine. Bence böylesi acısını daha kolay taşıyabilmeni de sağlayacaktır.

(more…)

Sevgili lak lak’çılar, geçenlerde Osmanbey’e gitmek üzere evden çıktım. Bindim bir taksiye, gidiyorum. Baktım Beşiktaş’ta okuldan çıkmış ilkokul öğrencilerinden bir kısmı oto-stop yapıyorlar. Aynı yöne gitmek isteyen iki tanesini aldım arabaya. Biri arkaya bizim Bircan’ın (Arkadaşım) yanına geçti, diğeri de benim yanıma yerleşti. Benim yanımdaki kapıya yapışıp başladı dışarıyı seyretmeye. "Beni tanıdı zaar utandığından dışarı bakıyor" diye düşündüm. Sohbet olsun diye başladım dereden tepeden konuşmaya. "Nerede okuyorsun, adın ne, kaç yaşındasın?" filan cinsinden. Yanımdakinde hiç de konuşmaya hevesli gibi bir hal yok. Herhalde Sezen Aksu’yla karşılaştım diye çok heyecanlandı, dedim kendi kendime. Çaresiz döndüm arkama ötekiyle sohbet edeyim diye. Aynı soruları ona yönelttim acele. Haydaaa. Onda da ses seda yok. Arada bir evet, hayır anlamında kafasını sallıyor, hepsi o kadar. "Bunların ağzını açmaya hiç niyetleri yok sen de kapa çeneni de otur" dedim kendi kendime.

(more…)

Sevgili Lak Lak’çılar, hayırlısıyla yeni bir yıla daha giriyoruz. Şu yılbaşı denen olay, her ne kadar üstünde saçmadır, saçma değildir diye bol yorum yapılan özel günlerden biriyse de genellikle insanların içine yeni yeni umutlar serpiştirdiği de bir gerçek. Hani herkes söyler ya"Ne yani bütün sorunlar sıkıntılar bir gecede mi halloluverecek?" diye. Doğrusu da bu olsa gerek aslında. Yine de insan yılda bir kez yalnızca tarihin otuzbir aralık olmasından dolayı kendini mutlu hissetme şansını reddedemiyor.

(more…)

Sevgili lak lak’çılar bu hafta sizlere yine çok sevgili bir sanatçı arkadaşımdan söz etmek istiyorum, bilmediğiniz yanlarıyla.

Sizler onu sinemadan, sahneden ve de bir kolonya reklamından tanıyorsunuz, alımlı, çalımlı giysileri, güzel vücudu, zengin ifadeli çarpıcı yüzü ve de etkili bakışlarıyla. Hatta ben onun yüzünden kocasıyla hafif dozda hırlaşma vaziyetleri geçiren birkaç hatun da tanıdım.

Efenim, Müjde Ar’dan söz ediyorum, anladığınız gibi. Kendisini bendeniz gibi yakından tanımak şerefine nail olsaydınız, değil bir daha kocanızdan kıskanmak, bir de üstelik elinizle emanet ederdiniz.
(more…)